Kadın Erkek İlişkilerinde Boktan Bir Hadise

  Tam da en güzel yerindeydim Sami Hazinses’e ait aşk palavralarının! Ağzımın suyunu, çay ve kahve lekeleriyle dolu beyaz gömleğime silerken telefonum titredi ürkek ürkek: Hepinizin ağzına sıçayım. Hepiniz aynı boksunuz. Aklınız uçkurunuzda sizin, Allah belanızı versin… Yazı içeriğinde 1. çoğul şahıs eki bulunduğu için, saçma sapan bayram-kandil mesajları olduğu ihtimalini düşünerek umursamadım bu manidar bedduaları. Telefonumu “toplantı” moduna alıp, titreşimi de engelledikten sonra; ben sayfaları çevirmeye, kitabımızın kahramanı Hüsnü çamları devirmeye devam ediyordu.


  Saniyeler dakikaları fortlarken, içimi sebepsiz yere bir huzursuzluk kapladı. Acaba! Acaba, gerçekten zor durumda mıydı Seda? Aklımın onda kalmasının tek nedeni yakın arkadaş olmamızdı ve şu an iyi olduğu konusunda ciddi şüphelerim vardı. Olayın birinci dereceden sorumlu olduğunu düşündüğüm Cengiz’e bol küfürlü bir mesaj atıp acil Beşiktaş İskelesi’ne gelmesini söyledim. Bu arada, sahip olduğum boxer ve hafif duman altı oda eşliğinde kitap okumanın keyfi, yerini gecenin bir vakti sokak sokak gezip “muhtemelen aldatılmış” bir kadını teselli etme zorunluluğuna bırakıyordu. Hem siktir çekip hem de dost kara günde belli olur oğlum deyip iskelede Cengiz’i beklemeye koyuluyorum…
 

  Ben soğuktan it gibi tirer, sağda solda boyayalım mı abi diyen çocuklardan tırsarken; Cengiz Bey, şiş gözler ve elinde birayla salına salına bana doğru yaklaşıyor: Ne var amına koyiimmm yaa bu saatte! Bu naif tepki karşısında ben de boş durmadım tabii. Ulan göt! Büyük ihtimalle, ön sevişme esnasında evlilik vaadiyle kanına girdiğin bir kadıncağız için buradayız. Çok meraklıydım zaten sikinin sevdasına… Aslında Cengiz’in bu vurdumduymaz, hafif piç hafif muhafazakar ve playboy hali beni mutlu ediyordu.  Birçok Türk gencinin idolüydü aslında o, yapılamayanların yapanı, sap olarak yaşam süren erkekler için bir halk kahramanıydı… Fakat ve aynı zamanda lakin; bu kadar çapkın, böylesine arsız olunmamalıydı diye de düşünüyorum bazen. Çünkü birlikte olduğunuz ve etinden faydalandıktan sonra terk ettiğiniz bir kadınının, nerden baksanız bir yılını çalmış oluyorsunuz (en azından Seda için durum bu yönde)… İçimden bana hayat dersi veren diğer Yavuz’a “hassiktir ordan bee” dedikten sonra, son vapura yetişmek için kemer bağlamayı unuttuğum pantolonum kıçımdan düşmesin diye, belimi tuta tuta turnikelere doğru depar atıyorum. Ben depar attıkça, Cengiz de anlamsız bakışlarla bana eşlik ediyor…


 - Uzatsana biraz yaa.
- Neyi?
- Bira ulan ibne, mal mal konuşma.
- Bitti olum, koşarken döküldü hepsi.
- İyi bok yedin hıyar.
 
  On beş dakikalık mecburi ve zehir zıkkım deniz yolculuğundan sonra nihayet Beşiktaş’taydık. Götürelim mi abi? Kimi götürüyorsun lan, neyi götürüyorsun şerefsizzz. Sözlü taciz ve 1. sinir harbini kısa keserek taksiyle canına yandığımın Seda’sına ulaşıyoruz. Evin içinde sanki cenaze töreni varmışçasına arabesk şarkılar, inlemeler, yaslar, aahhlar vahhlar… O tanıdığım cıvıl cıvıl Seda gitmiş; yerine, sıradan bir gergedanın osuruğuyla hicranın baş köşesine tünemiş bir sinek gelmiş. Kızcağızın o halini gördükten sonra, Cengiz’in yüzüne tükürmek istedim ama; boşver, hoş gör dedim içten içe.

  Dört duvar ortasında Seda yere oturmuş, hem rakısını yudumluyor hem de Ferdi Tayfur seçmeleriyle kendinden geçmeye devam ediyor. Bizi görünce sanırım önce şaşırdı ve sonra da bayanların o, yetmiş yaşında olsalar da yedi yaşındaymışçasına çocuklaşmış haline bürünerek "Cengiiiiz, aşşkoooomm" deyip sarıldı esas oğlana. Gençleri yalnız bırakmak için işemek bahanesiyle lavaboya geçtim. Eee işim uzun sürmeyince içeri geçmek için hamle yaptım ki; sevgili çiftler, olmuş bize kumru. Evet evet resmen kumru. Yetmezmiş gibi bana ne desleer beğenirsiniz: Yavuz'cuğum, senin hakkını ödeyemeyiz. Sayende yeniden bir aradayız. Buraya kadar zahmet ettin, çok teşekkürler her şey için. Noooluyo laan, naapıyorsunuz! Ayaküstü, kibarca siktir ol git lan, biz sevişeceğiz demenin diğer bir yolu muydu bu...

  Bu hazin kovulma teklifini elbette ki geri çevirmedim ama; ikiliye küçük bir mesajım olsun istedim. Maksat onlar sevişmeden önce, biraz olsun moral bozmaktı: İkiniz de aynı boksunuz. Aklınız uçkurunuzda sizin, Allah belanızı versin…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !